Kedi Nezlesine Ne İyi Gelir?

Bakımınıza ihtiyaç duyan evcil hayvanlarınız zaman zaman hastalanabilir ve size daha fazla ihtiyacı olduğu dönemler yaşayabilirler. 

Kedilerde görebileceğiniz en sık hastalıklardan biri kedi nezlesidir. Özellikle yavru kedilerin doğumundan sonraki birkaç ayda bağışıklık sistemleri yeterince güçlü olmadığı için hastalanmaları daha olasıdır.

Kedinizin bakım vereni olarak bu durumu önceden fark etmeniz ve gerekli adımları uygulamanız hem kedinizin konforunu artıracak hem de nezle ilerlemeden kontrol etmek sizin için daha iyi olacaktır.

Kedi nezlesinin belirtilerini ve sizin neler yapabileceğinizi bu yazı ile öğrenebilirsiniz.

kedilerde-nezle-1
kedilerde-nezle-2

Kedinizde aşağıdaki belirtiler başlamışsa ve bir süredir devam ediyorsa zaman geçmeden doğru yöntemleri uygulamak, gerekirse hemen veteriner hekime götürmeniz önemlidir: 

• Hapşırık
• Burun akıntısı 
• Ağız yaraları/ kızarıklıkları
• Gözde çapaklanma/ akıntı
• Öksürük nöbetleri

• İştahsızlık
• Kusma
• İshal
• Halsizlik

Yukarıdaki belirtilerle başlayan ve tedavinin geciktiği durumlarda ilerleme gösteren kedi nezlesi kısa sürede müdahale gerektirir. Özellikle solunum yolu enfeksiyonu kedilerde göz ve burun akıntısı, hapşırık ile kendini gösterir. Bu enfeksiyona neden olan parazitler ilerleyen süreçlerde ilaç tedavisini kaçınılmaz kılar.

Kedi nezlesine sebep olabilecek etkenler ne yazık ki kolay bir bulaş yoluna sahiptir, aynı kaptan mama yeme, su tüketme, aynı kum kabını kullanma gibi basit yollarla bile bulaşabilir. Kedinizde bu belirtileri görürseniz öncelikle onu izole etmeniz gerekir.

Sokak kedilerindeki nezle, diğer kedilerle bir arada olmaları nedeniyle bulaş ihtimalini arttırır. Bu durumda yapmanız gereken en önemli yardım, belirti gösteren bir kediyi sevdikten sonra diğer kedileri sevmeden önce hasta kediye temas ettiğiniz bölgelerinizi temizlemenizdir.

Evinizde beslediğiniz kedi sayısı birden fazla ise ve aralarında bu şekilde kedi nezlesi belirtisi gösteren kediler varsa yine hasta olan kedinizi izole etmelisiniz. Kedilerinizin mama ve su kabını ayırmalısınız.

kedilerde-nezle-3
kedilerde-nezle-4

Kedinizin, kedi nezlesini en kısa sürede atlatmasına yardımcı olmak ya da hiç yaşanmaması için önlem almak amacıyla çeşitli takviyelerden yararlanabilirsiniz. Örneğin kediler için önemli bir aminoasit olan lizin, hem viral etmenlere karşı kedinizin bağışıklığını sağlamlaştıracak hem de hastalığı daha kolay atlatmasına yardımcı olacaktır.

Multivitamin takviyeleriyle beslenmesini daha sağlam hale getirerek yine kedinizin bağışıklık sistemini güçlendirmiş olacaksınız.

Hayvanın yaşlı olması, kronik bir başka rahatsızlığı olması, yavru olması gibi nedenler kedi nezlesi için farklı tedavi gerekliliklerini doğurur. Bu nedenle her kedi nezleyi farklı şiddette geçirebileceği gibi doğru teşhis ve tedavi veteriner hekimlerince yapılabilir.

Köpeklerde Davranış Bozuklukları

Evcil hayvanlar bakımı ve beslenmesi yönüyle insanlarda olan bazı ortak özellikleri taşır. Bir evcil hayvan sahiplenmeden önce içtiği sudan kullanması gerektiğinde ilacına kadar detaylı düşünmeniz gerektiğini bilmeniz gerekir. Yaşam tarzlarındaki küçük bir değişim doğru yönde ve doğru bir uygulama ile olmazsa hem fiziksel hem psikolojik olarak onlara zarar verebilir. Özellikle köpekler duygusal olarak bağlılıklarıyla bilinen evcil hayvan gruplarından olduğu için onlarda göreceğiniz ruhsal bozukluklar karşılaşabileceğiniz durumlardandır. Bu bozukluklardan en sık görülen davranış bozuklukları hem sizin hem de köpeğinizin yaşam konforunu azaltan bir durum olarak giderek büyüyebilir.

Davranış bozukluğu yaşayan köpekler kimi zaman sahipleri tarafından barınağa bırakılma, tek edilme, ötenazi gibi en negatif durumlarla karşı karşıya getirilir. Bir evin içinde yaşarken bu sorun nedeniyle hayat kalitesi düşen köpekler, terk edilme durumunda dışarıdaki yaşam koşullarına uyum sağlayamaz. Köpeği dolaylı olarak ölüme terk eden bu yöntemler yerine onunla anlaşmak ve profesyonel bir destekle ona yardımcı olmak en iyi seçimdir.

Köpeğinizin problemini anlamak için olası davranış bozukluklarını inceleyebilir, bunlardan birini ya da birkaçını gösteren köpeğinizi uzman bir veteriner hekimine götürebilirsiniz.

  • Dışkı yeme
  • Dışkı ve idrarı tutamama
  • Sürekli havlama
  • Dışarıda geçirdiği zamanda ilgi çekme isteği ve fazla hareketlilik
  • Özellikle arabalara, bisikletlere havlama
  • Depresyon
  • Tüyleri fazla yalama ve koparma
  • Normal olmayan cinsel davranışlar
  • Kendisinin eşyasını ya da sizin eşyanızı yeme/parçalama
  • Ağzında sürekli bir nesne ile gezmesi
  • Bir alan ya da eşyayı gereğinden fazla sahiplenme
  • Ayrılma korkusu ile siz olmadan vakit geçirememe
  • Uyku ve diyet sorunları
  • Sık sık bir yeri kazma durumu
  • Sık mama isteme

Yukarıdaki problemler bir davranış bozukluğudur ve gerekli terapilerle çözülebilir. Çünkü köpekler 3-5 yaşına kadar oturan kişiliği nedeniyle bu süreçte doğru yetiştirilme şekliyle büyümelidir. Aksi taktirde küçük bir problem büyüyebilir ya da köpeğinizin sizinle olmadan önce yaşadığı bir travma stres bozukluğu olarak ortaya çıkabilir. Bu durum da davranış bozukluğu olarak seyredebilir.

Yavru köpeklerde henüz kişiliği oturmamış olduğundan gelecekteki bu gibi sorunlar henüz sahibi tarafından anlaşılmayabilir. Ancak fark edilen durumlarda yapılması gereken uzman bir kliniğe danışmaktır. Her köpeğin yaşı, cinsi, yaşam alanı, beslenme şekli ve sağlık durumu birbirinden farklı olduğu için farklı tedavilere ihtiyaç duyulur. Bu nedenle veteriner hekiminizin önerisi ile diyet değişimi, itaat eğitimi, klasik koşullanma eğitimi, klinikteki diğer köpeklerle sosyalleşme gibi tedaviler uygulanabilir.

Tedavilerine ek olarak köpeğimiz için destek ürünlerine başvurabiliriz. Çoğu zaman veteriner hekim önerisiyle tek başına bile çözüm sunmaktadır.

Composure huysuzluk, hiperaktivite, anksiyete ve çevre kaynaklı stres sonucu davranışsal bozukluk gösteren kedi ve köpeklerin, kişiliği ve enerji seviyesini değiştirmeden sakinleştirici etki yaratan formüle sahiptir. Herhangi bir uyuşukluk hissi, yan etki oluşturmadan rahatlama ve sakinleşme duygusunu teşvik eder, ruhsal durumu iyileştirir.

SynbioCure duygu durum bozukluklarında denge sağlar. Lincoln Anksiyete Skalası ve Kortizol seviyelerini azaltırken Seratonin seviyesinin yükselmesini sağlar.

YNC Pet Aroma Terapi Serisi özel olarak hazırlanan ve köpekleriniz için uygun doz ve rejimlerde kullanma imkanı sunan yüksek kaliteli yağlar sayesinde kedilerinizde aromaterapi ile sakinlik sağlanarak kaygı ve stresin neden olduğu istenmeyen durumlar önlenebilir. Kedi ve köpekleriniz için  hazırlanmış aromaterapi uçucu yağları ile oluşabilecek depresyon, anksiyete gibi durumların önüne geçilmesinde yardımcıdır. Yatıştırır ve güven duygusu oluşmasına destek sağlar.

KOOL DOG® değişikliklerin veya stresli durumların neden olduğu davranış bozukluklarını önemli ölçüde azaltır ve zamanla bu davranış bozukluklarının önüne geçer. Köpeklerle ilişkili davranış bozukluklarının önemli ölçüde azalmasına hatta kaybolmasına yol açar ve daha iyi etkinlik sağlar. Her iki yatıştırıcı içeriğin de bulunduğu ve çift etkili güçlü bir yatıştırma özelliği olan tek inhaler üründür.

 Hem çevredekiler hem köpek sahibi hem de köpeğin kendisi için davranış bozuklukları büyük bir sorun olmak yerine tedavi edilebilir ve tedavi sonucu kesin çözüm alınabilir vakalardır. Veteriner hekimi seçimi, tedavi ve medikal destek ile köpeğiniz bu sorunları aşabilir, uyumlu hayatına devam edebilir.

 

Kedilerde Aşırı Mama Tüketimi

Hayvanlar yapıları nedeniyle birbirlerinden farklıdırlar. İştahlı olarak bilinen evcil hayvanlar köpekler, yemek konusunda seçici olan hayvanlar ise kedilerdir. Bir öğünde çok yemek tüketmek kedilere özgü bir davranış değildir. Kediler genellikle az ve sık öğünlerle beslenmeyi severler. Bazı durumlarda çok yemek tüketmek bir hastalığın habercisi olabilir. Dolayısıyla kedinizin iştahı bir anda açıldıysa bir veteriner hekime danışmanız en doğrusudur.

Kedilerde aşırı mama tüketimine neden olan durumlara gelin hep beraber göz atalım…

1.     Şeker Hastalığı

İnsanlarda olduğu gibi kedilerde de şeker hastalığının görülmesi mümkündür. Eğer bir kedide şeker hastalığı var ise hem çok su tüketecek hem de çok yemek yeme ihtiyacı duyacaktır. Aşırı mama tüketen kediler şeker hastalığına yakalanmış olabilirler. Şeker hastası olan kediler hem oldukça fazla yemek yer, hem de hızlı bir şekilde kilo kaybı yaşarlar. İştah son zamanlarda fark edilir bir biçimde artar ise veteriner hekim tarafından kontrol edilmesi tavsiye edilir.

2.     Hipertiroit

Hipertiroit rahatsızlığı vücutta yer alan tiroit bezlerinin gereğinden daha fazla hormon salgılaması sonucunda meydana gelir. Bu hastalığın ilk belirtileri içerinde de aşırı mama tüketimi yer alır. Eğer kedide iştah artışı var ise hipertiroit olabilir.

3.     Cushing Sendromu

Cushing sendromu oldukça nadir görülen durumlardan birisidir. Kedilerde bulunan adrenal bezlerinin gereğinden fazla miktarda kortizol üretmesi sonucu görülür. Bu hormonun artması sonucunda kedinin iştahı gözle görülür bir şekilde artar. Bu sendroma yakalanan kedilerin her an yemek yeme isteği içerisinde olduğu bilinir.

Kediler sadece yemek yemeyi sevdikleri için öğünlerini arttırabilirler. Ancak bu durum oldukça nadir görülür. Kedinin sağlığından emin olmak için veteriner hekime danışılması gereklidir. Veteriner hekim gerekli testleri yaptıktan sonra net bir bilgi verir. Yine de kedinin aşırı yemek yemesi sağlığı için tehlikeli olduğundan tavsiye edilmez.

Kedide Tüy Dökülmesi Nasıl Önlenir?

Bilindiği üzere sağlıklı kediler tüy döker ve bu durum etrafta kedi tüylerinin bulunmasına neden olur. Kediler tüy değişimini sağlayabilmek adına bahar aylarında iki kez tüy dökmektedir. Tüy dökme durumunun sağlıklı kediler açısından normal olduğunu ifade edebiliriz.

Kedi tüy dökülmesi her ne kadar normal bir durum olarak bilinse de çeşitli durumlarda tüy dökülmelerinin ardından çeşitli sağlık sorunları bulunabilir. Kedi sahipleri, kedilerindeki tüy dökülmelerini önleyebilmek için çeşitli yöntemler kullanabilir.

Kedide Tüy Dökülmesi Nedir?

Daha önce de ifade edildiği üzere mevsim geçişlerinde kedilerin tüy değişimi adına tüylerin dökmesi gerekir. Bu durum, kedi sahiplerinin en çok ilgisini çeken meseleler kapsamında yer almakta ve tüy dökme nasıl önlenir sorusunun gündemde bulunmasına neden olmaktadır.

Kedide Tüy Dökülmesi Nasıl Önlenir?

Kedilerin tüy dökülmesinin engellenebilmesi adına genel hatlarıyla aşağıdaki gibi sıralanabilen yöntemlerin bulunduğunu söyleyebiliriz:

  • Kedinizi sık sık tarayın
  • Kedinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrollerinden geçirin
  • Kedinizin yeterli miktarda su içmesini sağlayın

Bu yöntemlerin her biri kedi tüy dökülmesinin önlenebilmesi adına önemlidir. Kedilerin sağlıklı bir şekilde yaşantılarını sürdürebilmesi noktasında da bu yöntemlerin kullanılması gerektiğini ifade etmek gerekir.

Kedinizi Düzenli Aralıklarla Sağlık Kontrolünden Geçirin

Kedilerin çeşitli sağlık sorunlarına maruz kalması onların tüy dökmelerine neden olabilir. Bu durum kedi tüy dökülmesi kapsamında kedi sahiplerinin veteriner hekimlerinden destek almasını zorunla hale getirebilir. Kedinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrolünden geçirerek herhangi bir sağlık sorunu olup olmadığını öğrenebilir ve bir hastalık tespit edilmesi durumunda veteriner hekimin kediyi tedavi etmesini mümkün hale getirebilirsiniz. Erken müdahale bazı hastalıklarda olumsuz durumun meydana gelmesini engelleyebildiği için kritik öneme sahiptir.

Kedinizi Düzenli Olarak Tarayın

Kedilerin tüy dökmesinin engellenmesi adına kullanılabilecek bir diğer yöntem, kedilerin düzenli olarak taranmasıdır. Bulunulan ortama daha az tüy dökülmesi noktasında kedilerinizi düzenli bir şekilde tarayabilir ve bu sayede kedinizin çok daha konforlu bir şekilde yaşantısını sürdürmesini olanaklı hale getirebilirsiniz.

Kedinizin Yeterli Miktarda Su İçmesini Sağlayın

Kedilerin tüy dökme dönemlerinde suya ihtiyacı olabilmektedir. İhtiyaç duyulan su miktarı kadar su tüketilmemesi, kedilerin çok daha fazla tüy dökmesine neden olabilir. Kedi tüy dökülmesine karşı uygulanması gereken en önemli yöntemlerden birisi olan yeterli miktarda su tüketimi, kedilerin çok daha sağlıklı bir şekilde yaşamaları adına da önemlidir.

Yukarıdaki gibi sıralanabilen yöntemlerin her biri, kedilerin daha az tüy dökmelerini sağlamaktadır. Kedi sahiplerinin bu hususları bilmesi ve kedilerinin konforlu ve huzurlu yaşayabilmeleri için ellerinden geleni yapmaları gerekir.Ync Derma Cure ile tüy dökülmesini azaltabilirsiniz. İçerdiği teknolojiler ile hızlı etkinlik sağlar ve kedinizin rahatlamasını hedefler. Kullanım kolaylığı sayesinde uygulamadan yaşanan zorlukları yok eder. Sağlıklı kan akışını sağlayarak dökülmeyi azaltır, tüy yapısını güçlendirir.

Kedilerde en çok karşılaşılan sorunlardan birisi olan “Kedide Tüy Yumağı” blog yazımıza göz atmak için tıklayınız…

Kedi Horlaması Normal Midir?

Kedi horlaması, üst solunum yollarının dokuları uyku sırasında gevşediğinde ortaya çıkan bir durumdur. Kedilerin horlaması normal olabilir fakat bazı durumlarda tıbbi bir soruna da işaret edebilmektedir. Kedi horlamasına neden olan çeşitli faktörler vardır. En yaygın sebeplerden bazılarını bu yazımızda bulabilirsiniz.

Kediler Neden Horlar?

Horlama, kedilerde köpeklere veya insanlara göre daha az yaygın olmakla birlikte, çoğu durumda normal uyku alışkanlığı olarak kabul edilmektedir.

Kediniz ırk nedeniyle horlamaya yatkın olabilir. Persian, Birmanya ve Himalaya gibi kedi ırkları genellikle horlamaya daha yatkındır. Bu kedilerin kafatası kemikleri kısadır ve yüz itilmiş gibi basık bir görünüme sahiptir. Burun bölümünün kısalması nedeniyle genellikle horlama da dahil olmak üzere solunum problemleri geliştirebilirler.

Bazı kediler fazla kilo nedeni ile de horlayabilirler. Üst solunum yollarını çevreleyen dokularda aşırı yağ birikmesi sebebiyle horlamaya daha yatkın hale gelebilirler.

Uyku pozisyonu da kedi horlaması nedenlerinden biridir. Esnek yapıları nedeniyle değişik pozisyonlarda uyuyabilir ve bazen bu pozisyonlar kedinin horlamasına neden olabilir. Eğer yattığı pozisyon nedeniyle bir horlama yaşıyorsa bu horlama sesi kısa olmalı ve kedi pozisyon değiştirdiğinde durmalıdır.

Solunum sorunları nedeniyle oluşan bakteriyel veya mantar enfeksiyonları, astımı da içeren solunum yolu hastalıkları sıklıkla horlamaya neden olabilir. Solunum yolu enfeksiyonunun diğer belirtileri, gözlerden ve burundan akıntı, hapşırma, hareket ve iştah azalmasıdır.

Bunların dışında alerjiler, polipler veya kitleler, iltihaplanma gibi nedenler de horlamaya neden olabilir. Kedilerde horlama, aniden olduğunda, arttığında ve horlamanın yanı sıra hapşırma, iştah ya da davranış değişiklikleri de beraberinde geliyorsa veteriner hekiminize başvurmalısınız.

Eğer kediniz horlarken aynı zamanda nefes nefese kalıyor, hırıltılı soluyor ve nefes almakta zorluk çekiyorsa acil olarak veteriner kliniğine götürülmelidir.

Aktif olarak oyun oynamak, kedi gelişimi için önemli bir parçadır. Yaşam kalitesine de büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır. Eğer kedinizde obezite kaynaklı bir horlama olasılığı varsa bunları veteriner hekiminizin kontrolünde gerçekleştireceğiniz bir tedavi süreci ve hekiminizin önerdiği aralıklarda klinik ziyaretleri ile önleyebilirsiniz. Kovalayabileceği oyuncaklar almak kedinizin oynamaya daha fazla ilgi duymasını sağlayacak ve onu hareket etmeye zorlayacaktır.

Kedilerde Tüy Yumağı

Kedilerde en çok karşılaşılan sorunların başında gelen tüy yumakları hemen herkes tarafından merak edilen durumların başında gelmektedir. Kedide tüy yumağı çoğu zaman bir problem ya da sorun olarak düşünülüyor olsa da kedilerin doğası gereği tüy yumağı oluşumunun son derece olağan olduğu bilinmelidir. Özellikle uzun tüylü kedilerde daha açık bir biçimde gözlemlenen tüy yumakları, kedi tarafından belli dönemlerde dışa atılır.

Hemen herkes tarafından merak edilen bu durumun merak edilmesindeki en temel sebep kedide tüy yumağı oluşumunun kaynağıdır. Minik ve tüylü dostlarımızın bazı durumlarda ağızlarından öksürerek dışarıya doğru attıkları tüylerin, kedilerin midesinde neden bulunduğu herkes tarafından merak edilir. Son derece makul bir sebepten dolayı kedilerin midesinde tüy yumakları yer almaktadır.

Kedilerde Tüy Yumağı Neden Olur?

Kedide tüy yumağı neden olur? Merak edenler için belirtilmiş olduğu gibi kedilerin midesinde yuvarlak haline dönüşen ve tamamı tüylerden oluşan bu yumaklar tamamen doğal bir duruma işaret etmektedir. Kediler bilineceği üzere temizliklerine önem veren ve hijyen bakımından da kendi bakımlarının önemli ölçüde aksatmayan canlılardır.

Özellikle anne kedilerin yavrularını çok sık aralıklarla temizlediğinin gözlemlenmesi mümkündür. Anne olmaksızın her kedi gündelik olarak rutin bir biçimde kendisini temizler.

Kedilerin kendilerini temizleme konusunda kullandıkları biricik yöntem ise bilineceği üzere dilleridir. Dolayısıyla kedide tüy yumağı oluşumu kedilerin dilleri yardımıyla vücut temizliğini yapıyor olmalarıdır. Kedi dilinin yüzeyini pürüzlendiren küçük geriye eğimli çıkıntıların (papilla) saçı boğazından aşağı ve midesine doğru itmesiyle başlayan tüy yumağı birikmesi, tüylerin ana maddesi keratinin çözülemeyen protein madde olması nedeniyle sindirilememesidir.

Yutulan tüylerin çoğu sonunda hayvanın sindirim sisteminden geçip dışkı ile bozulmadan atılırken, bir kısmı midede kalır ve yavaş yavaş nemli bir yığın olan tüy yumağı şeklinde birikir.

Yani en genel anlamıyla temizliğini ve titizliğine son derece önem veren kediler kendilerini temizler ve temizlerken de önemli ölçüde tüy midelerinde doğru yola çıkar. Mide bölümünde biriken tüyler ise zamanla bir yumak haline dönüşür. İşte tüm bu süreç boyunca ortaya çıkan kedide tüy yumağı tamamen olağan ve doğal bir süreçtir.

Kedilerde tüy yumağı oluşumunu tamamen önlemek için hiçbir şey yapılamazsa da tüy yumağı sıklığını azaltmak için uygulayabileceğiniz yöntemler var. Kedinizi düzenli olarak taramak midesinde tüy yumağı oluşumunu azaltır.

Birçok evcil hayvan maması üreticisi artık tüy yumağını azaltan kedi mamaları yapıyor. Bu yüksek lifli mama formülleri, kedinizin tüylerinin sağlığını iyileştirmek, dökülme miktarını en aza indirmek için tasarlanıyor. Bunun yanında tüy yumağı oluşumunu azaltmaya yardımcı takviyeler de kullanabilirsiniz. Sindirim sistemini rahatlatacak bu destekler tüy yumaklarından rahat bir şekilde kurtulmasını sağlayacaktır.

 

Köpekte Kulak Enfeksiyonu

En yakın hayvan dostlarımızdan olan köpekler, kimi zaman insanlar gibi rahatsızlanabilir ve insan dostlarının yardımına ihtiyaç duyabilir. Böyle durumlarda konuşmadan rahatsızlıklarını size anlatmaya çalışırlar. Onlarda en fazla göreceğiniz sorunlardan biri de kulak enfeksiyonudur.

Köpekte kulak enfeksiyonu, bazı davranış farklılıkları ve fiziksel belirtilerle kendini gösterir. Köpeğinizin sürekli başını salladığını, kulağına patisini götürdüğünü, başının bir tarafa devamlı eğik olduğunu, huysuz davrandığını, kulak çevresine dokunulduğunda aşırı tepki gösterdiğini görürseniz kulak enfeksiyonunu size davranışlarıyla anlatmaya çalışıyor olabilir. Bunların yanı sıra kulaklarında siyah-kahverengiye varan koyu bir sıvı akıntı, kötü koku, kulak çevresinde şişme ve kızarıklık, ateş, ishal gibi fiziksel belirtiler de köpekte kulak enfeksiyonuna işaret edebilir.

İltihap dış kulak yolunda ya da iç ve orta kulak yolunda oluşabilir. Dış kulak yolu daha kolay tedaviyle çözülebilir, dışarıdan kendini kızarıklıkla hemen belli eden iltihaplardır. Ancak iç ve orta kulak iltihabı daha ağrılı ve akıntılarla, kötü kokularla kendini belli eder. Burada gelişen iltihaplanmalar köpeğiniz için oldukça ağrılı olabilir.

“Otitis eksterna” olarak adlandırılan köpekte dış kulak enfeksiyonu gibi rahatsız edici bir sorun olmadan önce alabileceğiniz önlemler vardır. Bu akıntıların en önemli kaynağı bahar aylarında dışarıda geçirilen vakitlerden sonra köpeklerin kulağında kalan otlardır. Yabancı cismin kulak yoluna girmesi, hormonal değişiklikler, hava almayan kulak yolu, alerjenler, tümörler de kulak yolunda enfeksiyona neden olabilir. Bazı köpeklerin düşük kulak yapısına sahip anatomisi ise kulağın hava almasına engel olarak köpekte kulak enfeksiyonuna neden olabilir.

Tüm bu nedenleri olmadan engellemenin en iyi yolu özellikle dışarıda vakit geçiren köpeğinizin kulağını eve gelince kontrol etmeniz, gerekli olursa temizlemenizdir. Hijyenik bir bakım enfeksiyonun ilk düşmanıdır.

Nacotil Biyofilmlerin parçalanması ve yeniden oluşumunun önlenmesinde etkilitir. Oluşan enfeksiyonlarda ve otitis eksternada yardımcı rol oynar. Sağlıklı kulakta koruyucu olarak kullanılabilir.

Köpeğinizin kulağında yukarıda bahsettiğimiz belirtileri görürseniz kendiniz ilk incelemeyi yapabilirsiniz. Köpeğinizin kulağını hafifçe kaldırıp kızarıklık, akıntı, şişkinlik gibi bariz farkları görebilirsiniz. Bu belirtiler bir veteriner hekime danışmanız için yeterlidir. Köpek dostunuz ağrılı bir dönemdeyken ona en kısa sürede veteriner desteği verilmesi doğru olur. Veteriner hekiminizin yapacağı muayene sonrası enfeksiyon tedavisinde verilen ilaçları köpeğinize uygulamanız gerekir.

Veteriner Hekimlikte Ortopedi ve Travmatolojinin Önemi

Veteriner hekimlikte ortopedi ve travmatoloji, kemikler, eklemler, bağlar, kaslar ve tendonlarla ilgili problemlerle ilgilenir. Hayvanların rahat bir yaşam sürmesi için tüm bu yapıların birlikte çalışması ve sağlıklı olması gerektiğinden, dokuları etkileyen koşulların uygun şekilde yönetilmesi önemlidir.

Veterinerlikte ortopedi ve travmatoloji alanı yalnızca kedi ve köpek gibi evcil hayvanların hastalıklarını ve yaralanmalarını düzeltmeyi amaçlayan çalışmaları konu almaktadır. 

Veteriner Hekimlikte Ortopedik ve Travmatolojik Durumlar

Ortopedi ve travmatoloji, hayvanlarda ortopedik rahatsızlıkların ve yaralanmaların teşhis ve tedavisini gerçekleştiren bir servistir. Kırıklar, tendon, bağ ve eklem yaralanmalarının yanı sıra veteriner hekimlikte karşılaşılan diğer ortopedik ve travmatolojik durumlar şu şekilde sıralanabilir.

  • Osteoartrit: Osteoartrit yavru köpeklerde eklem hastalığı ve ağrı ile ortaya çıkarken, yaşlı köpeklerde altta yatan ortopedik sorunlar; dejeneratif (aşırı kullanım) ve obezite kaynaklı olabilir. Hastalık topallık gelişene kadar fark edilmeyebilir.
  • Kalça displazisi: Hem yavru köpeklerde hem de yaşlı köpeklerde görülür. Yavru köpeklerde kalçada çıkık olarak ortaya çıkabilir, yaşlı köpeklerde ise kemiklerin dejenerasyonu ile kendini gösterir. Arka bacaklarda tavşan atlamalı yürüyüş olarak belirti gösterir.
  • Pateller luksasyon: Diz kapağının gevşemesi veya çıkmasıdır. Diz kapağında oluşan bu gevşeme dizin uygun şekilde kullanımına engel olurken, dizde ağrı ve sakatlığa neden olabilir.
  • Açısal uzuv deformiteleri: Uzuvda kısalmaya veya angülasyona (anormal açı oluşumu) bağlı olarak sakatlık ve ağrıya neden olan bir durumdur.
  • Dirsek displazisi: Ön ayaklardaki topallığın en yaygın nedeni olarak bilinir. Zamanla kıkırdak kaybına ve ikincil osteoartritik kaynaklı eklem yüzeylerinde aşınmaya neden olabilir.
  • Kraniyal çapraz bağ yaralanmaları: Kedilerin ve köpeklerin dizlerinde, insanlarda ön çapraz bağa benzeyen kraniyal çapraz bağın yırtılmasıdır. Genellikle dejeneratif sürecin sonucudur. Bağ yırtıldıktan sonra etkilenen uzuvda belirgin bir şekilde topallık meydana gelir.
  • Osteokondrit dissecans: Yavru köpekleri etkileyen ve eklemin kıkırdağının yerinden çıkarak iltihaplanma ve ağrıya neden olduğu bir durumdur. Genellikle ön ayak topallığı olarak ortaya çıkar.

Veteriner hekimlikte ortopedik ve travmatolojik hastalıklara genellikle köpeklerde ve kedilerde yaygın olarak karşılaşılsa da kuşlar, yabani hayvanlar, atlar ve diğer büyükbaş hayvanlar gibi türlerde de eklem sorunlarının görülmesi muhtemeldir.

Veteriner Hekimlikte Yeni Görüntüleme Teknikleri

Geleneksel ekipmanların yanı sıra veteriner hekimlikte yeni görüntüleme teknikleri, hayvan hastalıklarında altta yatan sorunların doğru teşhisini yapmak ve hastaya uygun tedaviyi önermek için oldukça önemlidir. Ultrason, radyografi, manyetik rezonans görüntüleme, bilgisayarlı tomografi ve nükleer sintigrafi (kemik taraması) gibi gelişmiş tanı ve görüntüleme araçları ile elde edilen görüntüler, problemin anatomisini daha iyi anlamayı ve gerekliyse ameliyatın planlamasına yardımcı olmak için 3 boyutlu formlarda yeniden yapılandırmayı sağlar. Böylece geleceksel ekipman kullanılarak gözden kaçan sorunların belirlenmesi mümkün olur. 

Veteriner hekimlikte gelişmiş teşhis seçenekleri kullanılması daha etkili ve güvenli tedavi koşulları sunar. Gelişmiş teşhis sistemlerinde eklemin muayenesini yaparken de başvurulan artroskopik prosedür, köpeklerde görülen omuz osteokondrit dissecans hastalığı gibi cerrahi bir müdahaleye gerek duyulan durumlarda işlevin kısa sürede yeniden kazandırılması için tedavi amacıyla da kullanılır. Tedavide minimal invazif prosedür olma özelliği taşıyan artroskopik prosedürü ile cerrahi rahatsızlığı azaltmak, hastanede kalmayı kısaltmak ve iyileştirmeyi hızlandırmak mümkün olmaktadır.   

Veteriner hekimlikte ortopedi ve travmatoloji; en gelişmiş tedavi, rehabilitasyon, son teknoloji cerrahi bakımı ve önleyici tedbir tavsiyeleri gibi çalışmalar ile hayvanların daha iyi bir yaşam sürmelerinde; günlük işlevlerini, güçlerini ve hareketliliklerini yeniden kazanmalarında önemli bir yere sahiptir.

Veteriner Hekimlikte Sinbiyotik Ürünlerin Önemi

Sinbiyotikler

Sinbiyotikler, prebiyotikler ve probiyotiklerin bir arada bulunmasını sağlayan önemli besin türlerinden birisi olarak tanımlanır. Sinbiyotik biçiminde alınınca probiyotik yapısında olan mikroorganizmalar hayatta kalma sürelerinin uzaması ve kolonlar içerisinde daha organize yerleştikleri konusunda kanıtlar söz konusudur. Örneğin; ev ortamında yapılan turşular, ev ortamında yapılan kefir, evde yapılmış zeytinyağı, yoğurt, boza, soya, fermente, tarhana, kimchi ve sauerkraut gibi besin ürünler sinbiyotik ürünlere birer örnektir.

Probiyotik gıdaların insan sağlığına müthiş etkilerinin olmasından, farklı olarak gastrointestinal sistemler ve bağışıklık sistemleri üstünde birçok olumlu etkisi ve emosyonel psikoloji üzerinde birçok katkısı söz konusu olduğundan, günümüzde birçok hastalık ve rahatsızlığın giderilmesini için tedavi araçları olarak görülmektedir. Birçok hastalığın tedavisinde bu ürünler her geçen gün git gide artıyor. Bağırsaklar üzerinde probiyotikler oldukça fazla etkiye karşı hassas bir yapıya sahiptir ve basit bir şekilde tahribata uğrayabilirler.

Bu sebepten ötürü destelenmesi gereken yapılara sahiplerdir. Doğal ve sağlıklı beslenebilmek adına prebiyotik ve probiyotiklere ihtiyaç duyulur. Tüketim alışkanlıkları içerisinde yer alan bu probiyotikli yiyeceklerden biri de yoğurttur. Bunun dışında, kefir gibi süt ürünleri ve ev yapımı turşular da doğal prebiyotik ürünlerdir. Bu ürünlerin tüketimi konusunda bilinçli yaklaşım sergilenmelidir.

Şimdi sizlere kedi ve köpekler için kullanılması gereken önemli ürünlerden biri olan Synbıocure hakkında bilgiler vereceğiz. Bu ürün sayesinde minik dostlarınızın bağışıklık sistemi daha düzgün çalışacak ve besin sindirimi konusunda rahatlayacaklar.

SynbioCure

İçerisinde bulunan ‘’enkapsüle Lactobacillus acidophilus CECT 4529 – Enterococcus faecium NCIMB 10415 suşları köpek ve kedilerde bilimsel olarak kanıtlanan etkilerinden bahsedeceğiz;

  1. Disbiyozisi etkisiz hale getirir, bağırsaklarda rahatlama sağlayıp kolonizasyon oluşumu sağlar.
  2. Sindrimin düzenlenmesine yardımcı olur ve karaciğerleri temizler.
  3. Besin maddelerinin içerisindeki vitamin ve minerallerin emilimini kolaylaştırır ve kilo konusunda düzenleyici bir etkiye sahiptir.
  4. Yangısal bağırsak rahatsızlıkları ve ishal gibi tedavisinde aktif bir düzenleyicidir.
  5. Sindirim sistemini düzenler ve gastrit ve Abdominal krampları engeller. Ayrıca Clostridium spp ve E.Coli ishallerinin oluşmasına engel olur. Bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardım eder ve patojenleri yok eder.
  6. Dopamin ve Serotonin üremesi konusunda destekleyicidir ve psikolojik problemlerin ve duygu durumlarının dizginlenmesini sağlar. Bunun dışında antioksidan etkileri mevcuttur.
  7. LDL Kolesterol etkilerini zayıflatır ve dermal bariyer etkilerini güçlendirir. Kemoterapi, antibiyotiklerin olumsuz etkilerini ortadan kaldırır.
  8. Plazma endotoksin Konsantrasyonun düşmesine yardımcı olur ve Alyuvarlara karşı dirençlidir. İçerisinde yer alan karnitin ve tualin gibi maddeler ile kalp sağlığına yardım eder.

İnülin Kaynaklarından Biri Olarak Kullanılan Sinerjik Etki Sağlayan Orafti Synergy1, Orafti GR100,  Orafti HP ve Orafti HPX;

  • Kilonun kontrol altına alınmasını sağlayıp, kolesterolün dengelenmesine yardım eder.
  • Sindirim sisteminin güçlenmesine ve bakterilerden korunmasında etkilidir ve iyi huylu bakterilerin üremesine ve yaşamasına olanak tanır.
  • Bunun dışında bu ürün Patentli bir üründür ve bağırsaklardaki Kalsiyum emilimi konusunda %20 artış sağlar.

Bütün bakteriler en kapsüle edilmiş, böylelikle sindirim sisteminden başlayıp kolona kadar herhangi bir tahribata uğramadan ilerleme sağlayıp, kolon bölgesinden açılma sağlanarak etki göstermektedir.

Kedi ve Köpekleri İçin Güçlendirilen Formül

  1. Yoğun bir biçimde Lactobacillus acidophilus CECT 4529 ve Enterococcus faecium NCIMB 10415 kaliteli ve patentli inülin içerir. Ayrıca Taurin ve karnitin içerir ve kalp sağlığına yardımcı olur.
  2. Bütün bakterilerin en kapsüle edilmesiyle birlikte, etki ortamına sahip olan kalın bağırsaklara kadar herhangi bir bozulma duruma yaşamadan ilerlemektedir.
  3. Ülkemizdeki ilk defa Enterococcus Faecim dışında köpek ve kedi metabolizmaları için oldukça önemli bir işleve sahip olan Lactobacillus Acidophilus yüksek etki spektrumu sağlanabilir.

SYNBIOCURE Yararları Nelerdir?

  1. Bağışıklığı artırır ve destekler.
  2. Böbrek ve karaciğer sağlığını korur.
  3. Sindirim sisteminin düzenlenmesine katkı sağlar.
  4. Kalp ve damar sağlığını koruma altına alır
  5. Davranışsal ve Psikolojik sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır.

Köpekler İçin SYNBIOCURE;

İçeriğinde Lactobacillus Acidophilus CECT 4529 Enterococcus Faecium NCIMB 10415 İnülin Orafti GR100, Orafti HP, Orafti HPX ve L-Karnitin bulunur.

Kullanım biçimi; Köpeklerde günlük olarak bir şase gıda içerisine eklenip kullanılmalıdır.

Güneş ışığından uzakta, kuru ve serin bir yerde korunması gereken bir üründür. 30×2 net bir ağırlığa sahiptir. Şaseler içerisinde toplamda 60 gr ağırlığa sahiptir. Üretildikten itibaren 2 yıl içinde tüketilmesi gerekir.

Kediler İçin SYNBIOCURE;

Lactobacillus Acidophilus CECT 4529 Enterococcus Faecium NCIMB 10415 İnülin Orafti GR100, Orafti HP, Orafti HPX ve Taurin bulunmaktadır.

Kullanım biçimi; Kedilerde günlük olarak bir şase gıdanın içine eklenerek tüketilmelidir. Güneş ışığından uzakta, kuru ve serin bir yerde korunması gereken bir üründür. 30×2 net bir ağırlığa sahiptir. Şaseler içerisinde toplamda 60 gr ağırlığa sahiptir. Üretildikten itibaren 2 yıl içinde tüketilmesi gerekir.

 

 

Koruyucu Hekimliğin Önemi

Koruyucu hekimlik, bir hastalık ortaya çıkmadan evvel alınacak önlemlerin tamamıdır. Hayvanlarda infeksiyöz ya da zoonoz hastalıklar ortaya çıkmadan evvel tedbirler alınır. Özellikle çiftlik hayvanlarında koruyucu hekimlik kapsamında seri tedbirler alınır. 

Bu kapsamda alınan tedbirler antiparaziter ilaç kullanılması; viral, bakteriyel ve fungal etmenlere karşı spesifik aşı uygulanması gibi süreçleri içine alır.  Hayvanlarda vücutta ortaya çıkan enfeksiyon zamana bağlı olarak doku ve organlar üzerinde yıkılanıma etkisi yaratır. Bu durum sonrasında bağ dokular hücrelerin yerini alır.

Enfeksiyon atlatıldığında ya da tedavi edildiğinde dahi organ ve dokunun normal potansiyeline ulaşması uzun sürebilir. Bazı hayvanlarda organ ya da doku eski potansiyeline hiçbir zaman ulaşamayabilir. Buna ek olarak mevcut hastalık sebebiyle hayvan kayıpları artabilir. Tedavi giderleri yüksek olabilir ya da hayvanlarda iş gücü kaybı ortaya çıkabilir. Bu durum koruyucu hekimliğin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

 Koruyucu Hekimlik Neleri Kapsar?

Koruyucu hekimlik bir hastalık ortaya çıkmadan evvel gerekli önlemlerin alınmasıdır. Veteriner hekimlikte koruyucu hekimlik uygulamaları çok önemlidir. Özellikle bulaşma potansiyeli çok yüksek olan hastalıklar için ortaya çıkma ve yayılmaya yönelik önlemlerin önceden alınması koruyucu hekimliği temel amaçları arasında yer alır.

Koruyucu hekimlikte hayvanların sık yakalandığı hastalıkların bulaşmasına ve yayılmasına fırsat vermeden önleme amacı vardır.  Bir hastalığın yayılmasını engellemek ortaya çıktıktan sonra tedavi edilmesinden çok daha etkili bir hekimlik davranışıdır.

Bu uygulamalar sayesinde tek bir hayvanın kurtulmasıyla birlikte risk grubu içinde çok sayıda canlının sağlığı güvence altına alınır. Koruyucu hekimlik çok uygun bütçelerle etkili ve geniş kapsamlı önlemlerin alınmasını sağlar.

Koruyucu hekimlik kapsamı şu şekildedir;

  • Aşılama:Koruyucu hekimlikte en önemli araçlardan biri aşılamalardır. Dönemsel ya da genel olarak hayvanlara bulaşabilecek hastalıklara karşı spesifik aşılama çalışmaları koruyucu hekimlik uygulamaları arasındadır. Aşılama yapılması hastalığın tedavisinden daha uygun maliyetli ve zaman açısından daha avantajlı olacaktır.
  • İç ve Dış Parazit İlaçlama Çalışmaları: Hayvanlarda koruyucu hekimlik uygulamaları içinde ilaçlama çalışmaları önemli bir yer tutar. İç ve dış parazitler hayvanlarda hastalık oluşumu ve yayılmasında büyük pay sahibidir. Bu yüzden dönemsel bazı ilaçlama çalışmaları veteriner hekimler tarafından yapıldığında hastalıklar önlenebilir.
  • Beslenme Düzeni: Hayvanların hastalıklara yakalanmasında önemli bir unsur da beslenme düzeninin yetersiz olmasıdır. Yeterli şekilde beslenmeyen hayvanların bağışıklık sistemi zayıflar. Buna bağlı olarak vücut hastalıklara karşı savunmasız hale gelir. Veteriner hekimlikte koruyucu hekimlik uygulamalarında beslenme düzenine önem verilmelidir. Hayvanlara takviye gıdalar veteriner hekim kontrolünde verilebilir.
  • Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi: Hayvanlarda yaşam şartları stres getirebilir. Bu durum bazı hastalıklara yol açabilir. Bu yüzden evde bakılan ya da toplu olarak bakılan hayvanlarda yaşam şartları düzenlenmeli ve iyileştirilmelidir.
  • Temizlik: Hayvanlarda temizlik yapılmadığında ve hijyen sağlanmadığında hastalıklar kolayca yayılabilir. Profesyonel bir yaklaşımla yürütülen temizlik çalışmaları önemli koruyucu hekimlik uygulamaları arasında yer alır.
  • Düzenli Check-Up: Koruyucu hekimlik kapsamında hayvanlar düzenli olarak veteriner hekimlere görünmelidir. Düzenli olarak yapılan check-up sayesinde mevcut hastalıklar erken dönemde belirlenebilir. Böylece tedavi daha kısa ve daha hızlı olacaktır. Ayrıca bazı hastalıkların risklerine karşı erken dönemde önlem alınabilir.

Veteriner Hekimlik ve Koruyucu Hekimlik

Bir evcil hayvan sahiplenmeye ya da hayvan bakmaya karar verildiğinde öncelikle bir veteriner hekimden destek alınmalıdır.  Hayvanların bakımı büyük bir sorumluluk istemektedir. Bu yüzden veteriner hekimler hayvanların yaşadığı bölgeye göre ortaya çıkabilecek hastalıklar, yaşam şartları ve muayene programlarına göre aşılama programları belirler. Böylece birçok hastalığa karşı koruyucu hekimlik desteği alınabilir.

Veteriner hekimler hayvanlar için beslenme tavsiyesi, diyet tavsiyesi, stres kaynaklarının belirlenmesi ve ortadan kaldırılması gibi birçok konuda hayvan sahiplerine yardımcı olur.  Böylece ilerleyen dönemde evcil hayvanlarınızda görülebilecek beslenme ya da stres kaynaklı hastalıklara koruyucu hekimlik kapsamında engel olabilirsiniz.

Evlerde bakılan hayvanlar için en önemli tehlikeler arasında viral, bakteriyel ve paraziter hastalıklar geliyor. Bu durumda hem hayvan hem de kendi sağlığınız için koruyucu hekimliğe başvurmalısınız. Burada devreye aşı uygulaması ve parazit tedavisi girer.  Ortalama 2 aylıkken hayvanlarda aşılama çalışmaları başlayabilir.

Düzenli aralıklarla yapılan aşılar, düzenli muayene ve sağlık kontrolleri veteriner hekimlikte koruyucu hekimlik uygulamalarının bir parçasıdır. Böylece küçük dostlarınızı hastalıklara karşı koruyabilirsiniz.  Küçük dostlarımızın hastalıklardan korunmasında uzman bir hekimden yardım alabilirsiniz. Ayrıca sokak hayvanları için de aşı, üreme kontrolleri gibi projelerin yürütülmesi koruyucu hekimlik kapsamında sosyal sorumluluktur.

Koruyucu Hekimlik ve Tedavi Maliyeti İlişkisi

Koruyucu hekimlik uygulamaları hayvan sahipleri için uzun vadede çok ekonomik bir yöntemdir. Çünkü bir hastalığın hayvana bulaşması ve birden fazla hayvana yayılması tedavi, bakım masraflarını en üst seviyeye çıkarır. Bu durumda tedavi maliyetleri karşılanması zorlaşabilir.

Koruyucu hekimlik uygulamalarının gerçekleştirilmediği bir ortamda hastalık tedavisi hem hayvan hem sahip hem de veteriner hekim için uzun zaman alabilir. Bu yüzden zaman maliyeti açısından da koruyucu hekimlik çok önemli bir durumdur. Veteriner hekimlikte koruyucu hekimlik uygulamaları her zaman ekonomiktir.