Kediler ve köpeklerde obezite, yalnızca fazla kilo taşımak anlamına gelmez
Obezite, günümüzde hem insanlar hem de evcil hayvanlar için önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Kediler ve köpeklerde obezite, yalnızca fazla kilo taşımak anlamına gelmez; aynı zamanda diyabet, kalp hastalıkları, eklem problemleri gibi birçok sağlık sorununa da zemin hazırlar.
Obezite, vücutta aşırı yağ birikimi ile karakterize edilen bir durumdur. Ana nedenleri şunlardır:
Bununla birlikte özellikle evde yaşayan kediler ve köpekler yeterli egzersiz yapmadığında kilo almaya daha yatkın hale gelir. Bazı hormonsal bozukluklar kilo artışına neden olabilir.
Fazla kilo, hayvanların yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir ve bazı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Fazla Kilonun Hayvan Sağlığı Üzerindeki Etkileri
Metabolik Hastalık Riski:
Eklemlere Aşırı Yük Binmesi
Solunum ve Kalp Problemleri
Karaciğer Yağlanması Riski (Hepatik Lipidoz)
Obez kedilerde insülin direnci gelişebilir ve şeker hastalığına yakalanma riski artar. Aşırı kilo eklemler üzerinde baskı oluşturur ve artrit gibi hastalıklara yol açabilir. Kilolu hayvanlar nefes almakta zorlanabilir ve kalp hastalıklarına yatkın hale gelebilir. Özellikle kedilerde karaciğer yağlanması (hepatik lipidoz) riski yükselir.
Obeziteyi önlemek ve tedavi etmek için Veteriner hekiminizin önerdiği uygun bir diyet programına uyulmalıdır. Günlük yürüyüşler, interaktif oyuncaklar ve egzersiz seansları kilo kontrolüne yardımcı olur. Ağırlık takibi ve sağlık kontrolleri, obeziteyi önlemede önemli bir rol oynar. Köpekler için serbest besleme yerine belirli saatlerde ve kontrollü porsiyonlarla besleme yapılmalıdır.
Obezite, evcil hayvanlarımızın sağlığını ciddi şekilde tehdit eden bir durumdur. Ancak dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve doğru bakım ile önlenebilir ve tedavi edilebilir. Sevimli dostlarımızın sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesi için kilo kontrolüne dikkat etmek büyük önem taşır! Bu süreçte en doğru planlama için mutlaka veteriner hekiminize danışmalısınız.
Yazımızda bahsettiğimiz obeziteyle ilgili kedinizin ve köpeğinizin ihtiyacına destek olabilecek ürünlerimizi aşağıda bulabilirsiniz.
Kediler insanlar tarafından çok fazla ilgi gören canlılardan biridir. Kedilerin kendilerine özgü özellikleri nedeni ile haklarında pek çok araştırma yapılır. Bu sevimli canlıların suyu neden sevmediği de merak edilen konulardan biridir.
Çoğu kedi, suya temas etmekten hoşlanmaz. Ancak musluktan akan suyu gördüklerinde heyecanla yanınıza gelip içmek isteyebilirler. Peki bu çelişki neden?
Kedi sahipleri, bazen minik dostlarına banyo yaptırmak isteyebilir. Ancak birçok kedi bu durumdan nefret eder, hatta su sesi yükseldiğinde ortadan kaybolur. Suya karşı bu tepkinin tek bir nedeni yok, fakat bazı bilimsel ve davranışsal açıklamalar var:
Atalardan Gelen Alışkanlıklar
Binlerce yıl önce kedilerin ataları, genellikle kurak bölgelerde yaşardı. Suyu yalnızca içmek için kullanır, suya girmezlerdi. Bu durum, suya karşı doğal bir mesafe geliştirmelerine sebep olmuş olabilir.
Koku Hassasiyeti
Kediler kokulara karşı son derece hassastır. Musluk suyundaki kimyasal kokular ya da şampuan kokuları onları rahatsız edebilir.
Tüylerin Islanması
Kedilerin tüyleri sık ve yoğundur. Islandığında ağırlaşır ve kedinin hareket kabiliyeti düşer. Doğada bu, avcılara karşı savunmasız kalmak anlamına gelir.
Her Kedi Suyu Sevmez mi?
Genel kanı kedilerin sudan hoşlanmadığı yönünde olsa da bu her kedi için geçerli değildir. Bazı kediler su ile oynamayı sever, musluktan akan suyu patileriyle yakalamaya bayılır. Bu tamamen karakter ve deneyim meselesidir. Yavruyken suyla pozitif bir şekilde tanışan kediler, yetişkin olduklarında suya daha ılımlı yaklaşabilir.
Evcil Hayvan Sahipleri İçin ÖnerilerSağlıklı kediler genellikle tüylerini yalayarak temizler ve tükürüklerindeki antibakteriyel özellik sayesinde hijyenlerini kendileri sağlar, bu nedenle zorunlu olmadıkça yıkamaya gerek yoktur. Ancak kediniz hasta, çok kirli ya da kendi bakımını yapamayacak durumdaysa banyo yaptırılabilir; bu durumda kedilere özel ürünler kullanmak ve nazik davranmak önemlidir. Köpeklerin aksine kedilerin düzenli banyoya ihtiyaç duymadığını unutmamak gerekir; köpekler suyu sever ve sık sık yıkanmaları gerekirken kediler için banyo çoğu zaman gerekli değildir.
Sonuç
Kedilerin suyu sevmemesinin ardında hem evrimsel hem de fiziksel nedenler bulunur. Ancak bu, her kedinin aynı tepkiyi vereceği anlamına gelmez. Evcil dostunuzun kişiliğini tanıyın, suya karşı tutumuna saygı gösterin ve temizlik ihtiyaçlarını buna göre belirleyin.
Kediler genellikle “asosyal” ve “soğuk” diye tanımlansa da bu onların tüm gerçeğini yansıtmaz.
Bazen yalnız kalmayı seçerler, ama aynı zamanda sevgi dolu, oyunbaz ve sosyal olabilirler.
Tıpkı insanlar gibi, kediler de ruhsal ve fiziksel değişimler yaşar. Bu değişimlerin bazıları doğal olsa da bazıları davranış bozukluğu olarak ortaya çıkabilir.
İşte en yaygın kedi davranış bozuklukları, nedenleri ve çözüm yolları:
Kedilerde agresyon, yani saldırganlık, çoğu zaman dışa vurulan stresin, korkunun veya kontrol etme isteğinin bir sonucudur. Bu davranış, kedinin çevresiyle olan uyumunu bozabileceği gibi, sahibinin güvenliği ve evdeki huzur için de sorun yaratabilir. Ani tırmalama, ısırma ya da diğer kedilere saldırma gibi tepkiler, kedinin kendini savunma veya alanını koruma çabasının işareti olabilir.
Olası Nedenler:
Üstünlük kurma isteği
Av içgüdüsü
Acı veya yaralanma
Aşırı enerji (hiperaktivite)
Bilinmeyen sebepler
Belirtiler:
Diğer kedilere saldırma
Tüy kabartma
İdrarla bölge işaretleme
Eşyaları sahiplenip tırmalama
Korkup saklanma veya donakalma
Kedi Sahipleri İçin İpucuKedi sahipleri için en önemli noktalardan biri, kediyi ani seslerden ve sert müdahalelerden uzak tutmaktır. Ona güvenli hissedebileceği bir köşe ayırmak, stresini azaltır. Ayrıca düzenli oyun zamanları sayesinde kediniz fazla enerjisini sağlıklı bir şekilde atabilir ve daha dengeli bir ruh haline sahip olur.
2-Depresyon
Evet, kediler de depresyona girebilir. Çevresel değişiklikler, sevdiği kişiden ayrılma, ilgi eksikliği ya da sağlık sorunları kedilerde bu ruh halini tetikleyebilir. Depresyon yaşayan kediler genellikle daha içine kapanır, oyunlara ve etkileşime karşı isteksiz hale gelir. Bu durum hem onların genel sağlığını hem de sahipleriyle olan bağını olumsuz etkiler. Erken fark edilen belirtiler sayesinde kedinize daha kısa sürede destek olabilir ve yeniden eski neşesine kavuşmasına yardımcı olabilirsiniz.
Olası Nedenler:
Çevresel değişiklikler (taşınma, yeni evcil hayvan, evdeki düzenin bozulması)
Sevdiği kişiden ayrılma veya yalnız kalma
İlgi ve oyun eksikliği
Kronik sağlık sorunları
Yaşlanma süreci veya hormonal değişiklikler
Belirtiler:
İştah azalması
Aşırı tüy dökme
Oyun ve etkileşime karşı isteksizlik
Kalabalıktan uzaklaşma, saklanma eğilimi
Kolayca korkma veya irkilme
Kedi Sahipleri İçin İpucuKedinizin depresyon sürecini daha kolay atlatabilmesi için günlük ilgi ve oyun süresini artırmanız oldukça faydalı olacaktır. Mama ve su düzenini koruyarak ona güvenli bir rutin sunabilirsiniz. Ayrıca kedinizi zorla sosyalleştirmeye çalışmak yerine, kendi isteğiyle size yaklaşmasını beklemek onun kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olur.
3-Maternal Bozukluk
Anne kedinin yavrusunu reddetmesi, onu beslememesi veya yuva yapmaması “maternal bozukluk” olarak adlandırılır. Bu durum, hem anne kedinin sağlığı hem de yavruların hayatta kalması açısından ciddi riskler oluşturur. Erken fark edilip doğru şekilde müdahale edilmezse yavruların gelişimi olumsuz etkilenebilir.
Olası Nedenler:
Doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar
Annenin stresli veya güvensiz ortamda bulunması
Hormonal dengesizlikler
Annenin sağlık sorunları (enfeksiyon, ağrı vb.)
Deneyimsizlik veya ilk doğum
Belirtiler:
Yavruları emzirmeyi reddetme
Yuvayı terk etme veya yavrularla ilgilenmeme
Yavrulara karşı saldırgan davranışlar
Sürekli huzursuzluk veya saklanma
Yavruyu taşımama veya korumama
Kedi Sahipleri İçin İpucuAnne kedinin yavrusunu reddettiği durumlarda, yavruların hayatta kalabilmesi için ek destek gerekebilir. Bu süreçte yavruların düzenli beslenmesini sağlamak ve sıcak tutulmasına yardımcı olmak önemlidir. Aynı zamanda anne kedinin sağlığı mutlaka kontrol ettirilmeli ve veterinerin yönlendirmeleri doğrultusunda yavru bakımına devam edilmelidir.
4-Pika Sendromu
Kedilerde pika sendromu, besin değeri olmayan maddeleri yeme davranışı olarak tanımlanır. Plastik, kumaş, ip, kağıt gibi nesneleri çiğneme veya yutma eğilimi gösteren kedilerde bu durum sıkça görülür. Pika sendromu genellikle stres, can sıkıntısı, yetersiz beslenme ya da dikkat çekme isteğinden kaynaklanabilir. Uzun vadede sindirim sistemi tıkanıklıklarına yol açabileceği için dikkatle takip edilmesi gerekir. Erken fark edildiğinde çevresel düzenlemeler, oyun ve ilginin artırılması, doğru beslenme ile bu davranış kontrol altına alınabilir.
Olası Nedenler:
Sindirim sistemi sorunları
Karaciğer hastalıkları
Vitamin ve mineral eksiklikleri
Annenin sağlık sorunları (enfeksiyon, ağrı vb.)
Davranışsal problemler (stres, kaygı, dikkat çekme isteği)
Belirtiler:
Plastik, kumaş, ip, kağıt gibi nesneleri çiğneme veya yutma
Normal mama dışında yabancı maddelere ilgi gösterme
Eşyalarda sürekli kemirme veya ısırma izleri
Yutulan cisimlere bağlı kusma veya sindirim sorunları
Sürekli huzursuzluk ve çevreyi karıştırma eğilimi
Kedi Sahipleri İçin İpucuKedinizde pika sendromu belirtileri gözlemliyorsanız öncelikle yabancı cisimleri ortadan kaldırarak güvenli bir ortam oluşturmalısınız. Mama kalitesini gözden geçirerek beslenmesinin yeterli ve dengeli olduğundan emin olmak da oldukça önemlidir. Ayrıca veteriner kontrolünü geciktirmemek, altta yatan sağlık sorunlarının erken tespit edilmesini sağlar.
5-Kızgınlığa Bağlı Davranış Problemleri
Kedilerde kızgınlık dönemi, hormonal değişimlere bağlı olarak çeşitli davranış problemlerine yol açabilir. Bu süreçte kediler normalden daha fazla miyavlayabilir, huzursuz davranabilir, eşyaları işaretleyebilir ya da sahibine karşı aşırı ilgi gösterebilir. Bu durum kedinin doğal bir süreci olsa da, hem onun hem de sahibinin yaşamını zorlaştırabilir.
Olası Nedenler:
Hormonal değişiklikler
Çiftleşme içgüdüsü
Yeterli fiziksel ve zihinsel uyarım eksikliği
Stres veya huzursuzluk
Belirtiler:
Normalden fazla ve yüksek sesle miyavlama
Sürekli kapı veya pencere önünde bekleme
Sürtünme ve yuvarlanma davranışlarında artış
Eşyaları veya belirli bölgeleri idrarla işaretleme
Sahibine karşı aşırı ilgi gösterme veya huzursuzluk
Kedi Sahipleri İçin İpucuEğer kediniz için çiftleşme düşünmüyorsanız, kızgınlık dönemine bağlı davranış problemlerinin önüne geçmenin en etkili yolu kısırlaştırmadır. Bunun yanı sıra bu süreçte kedinizle daha sakin ve yumuşak bir iletişim kurmak, onun huzursuzluğunu azaltmaya yardımcı olacaktır.
6-Stres
Kedilerde stres, çevresel değişiklikler, yalnızlık, ilgi eksikliği veya sağlık sorunları gibi birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Stresli bir kedi genellikle huzursuz, içine kapanık veya normalden farklı davranışlar sergileyebilir. Uzun süreli stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak hem ruhsal hem de fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkiler bırakabilir. Bu nedenle kedinizin davranışlarındaki değişimleri erken fark etmek ve onu rahatlatacak önlemler almak oldukça önemlidir.
Olası Nedenler:
Sahibinden ayrılmak
Ev değişikliği
Yabancı insanların ilgisi
Küçük çocukların aşırı sevgisi
Tuvalete erişimin kısıtlanması
Belirtiler:
Uyku bozukluğu
İştahsızlık
Agresif veya çekingen davranışlar
Kedi Sahipleri İçin İpucuKedinizin stresini azaltmak için günlük rutinini mümkün olduğunca korumaya özen göstermelisiniz. Ona özel güvenli alanlar oluşturmak, kendini rahat ve güvende hissetmesine yardımcı olur. Ayrıca zorla etkileşime girmek yerine, kedinizin kendi isteğiyle size yaklaşmasını beklemek en sağlıklı yöntemdir.
Kediniz İçin Ne Yapabilirsiniz?
Davranışlarında ani bir değişim fark ettiğinizde hemen gözlem yapın. Sorun devam ediyorsa mutlaka veteriner hekime başvurun. Erken teşhis hem kedinizin sağlığı hem de sizin mutluluğunuz için çok önemlidir. Unutmayın: Kediniz sadece miyavlamıyor, davranışlarıyla da size mesaj gönderiyor. Onu anlamak, mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamak sizin elinizde.
Yazımızda bahsettiğimiz davranış bozukluklarıyla ilgili kedinizin ihtiyacına destek olabilecek ürünlerimizi aşağıda bulabilirsiniz.
Günümüzde evlerimizi çeşitli türde hayvan dostlarımızla paylaşmaktayız. Gün geçtikçe evini bir ya da daha fazla hayvanla paylaşan kişi sayısı giderek artmaktadır. Kimi evlerde iki ya da üç kediyle yaşayanları, kimilerinde ise kedi ve köpeklerin birlikte yaşadığını görmek mümkündür. Bazen aynı türden hayvanların bir arada bulunması bile, hayvanlar arasında zaman zaman çatışmaya neden olabilmekte, çeşitli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Farklı türden olan kedi ve köpeklerin ise aynı evde yaşaması konusunda, kişiler endişe duymakta ve bunu sağlamak için çeşitli yöntemlere başvurmaktadır. Yıllar boyu duyduğumuz klişelerin aksine kedi ve köpekler düşman değildir ve uygun ortamlarda, uyumlu bir şekilde yaşamaları pekala mümkündür. Bu yazıda kedi ve köpek birbirine nasıl alıştırılır sorusunun cevabı aranacaktır.
Kedi ve Köpeğin Birbirlerine Alıştırma Süreci
Kedi ve köpeğin aynı ortamda uyumlu bir şekilde yaşaması için, hayvanlardan sorumlu kişilerin gerekli uygun koşulları yaratması gerekmektedir. Bu hususta kişilerin dikkat etmesi gereken belli başlı noktalar bulunmaktadır. Kedi ve köpek birbirine nasıl alıştırılır sorusunun cevabını aşağıdaki maddelerle, şu şekilde ele alabiliriz:
Hayvanları Yavruyken Birbirlerine Alıştırmak: İnsan gibi, hayvanlar da birçok şeyi küçük yaşlarda öğrenmekte ve ilerleyen dönemlerde öğrendiklerini sergileme eğiliminde olurlar. Kediler ve köpeklerin birbirlerine alışma zamanı için en uygun dönem yavru oldukları hallerdir. İki türün de, kendilerinden farklı bir türü rahat kabullenebilmesi için, küçük yaşlarda birbirlerine aşina olmaları gerekmektedir.
Gerekli Ortamın Hazırlanması: Kedi ve köpeğin birbirlerine alışma sürecinde ihtiyaç duydukları en önemli şey, kendilerini güvende hissetmeleridir. Bu hayvanların kendilerini güvende hissedecekleri bir ortam yaratmak, hayvanların birbirilerine karşı hissedecekleri gerginliği azaltacak ve birbirlerini tehdit olarak algılamalarının önüne geçecektir.
Hayvanların Birbiriyle Tanışması: Yüz yüze tanışma gerçekleşmeden önce, kedinin kokusunun köpeğe, köpeğin kokusunun da kediye tanıtılması önemli bir faktör olacaktır. Böylece ilk karşılaşmalarında birbirlerini önceden tanıyor olacaklar ve tanıdık gelen koku, tehdit hissini azaltacaktır.
YNC PET AROMATERAPİ SERİSİ özel olarak hazırlanan ve kedi ve köpekler için uygun doz ve rejimlerde kullanma imkanı sunan yüksek kaliteli yağlar sayesinde kedi ve köpeklerde aromaterapi ile sakinlik sağlanarak kaygı ve stresin neden olduğu istenmeyen durumlar önlenebilir. Kedi ve köpekleriniz için hazırlanmış aromaterapi uçucu yağları ile oluşabilecek depresyon, anksiyete gibi durumların önüne geçilmesinde yardımcıdır. Yatıştırır ve güven duygusu oluşmasına destek sağlar.
Eğer ki kedinin daha önce yaşadığı bir alana köpek geliyorsa;
Köpek gelmeden önce hem köpeğin sesine hem de kokusuna yavaşça alıştırmak gerekebilir.
Kedinin mama ve su kabını, tuvaletini ilk haftalarda köpeğin ulaşamayacağı bir yere koymak da önemli bir hareket olacaktır.
Köpek ilk geldiğinde, köpeğin hareketlerini kontrol etmek ve kediyi korkutmasına izin vermemek gerekir.
Birbirlerini koklamalarına kontrollü bir şekilde izin vermek yerinde bir davranış olacaktır.
İlk zamanlar iki hayvanı da baş başa bırakmamak, yerinde bir önlem olacaktır.
Kediler, özel alan konusunda köpeklerden daha hassastırlar. Bu nedenle köpeğin bu alanları tanımasını sağlamanız da gerekmektedir.
KOOL KAT® buluşmadan bir süre önce kullanmaya başlamak, kedinizin köpekle karşılaşmalarında pozitif kalmasını sağlayacaktır. Oluşabilecek anksiyetelerin önüne geçmesine yardımcı olacaktır.
Eğer köpek olan bir eve kedi gelecekse;
Kediyi eve getiren kişinin kendiniz olması önemli bir detaydır. Kediyi benimsediğinizi köpeğe göstermeniz gerekmektedir. Böylece köpek sizi referans alarak kediyi daha kolay kabullenme eğiliminde olacaktır.
Kontrollü bir şekilde, yukarıdaki gibi iki hayvanın birbirini tanımasını sağlamanız gerekir. Bir süre sonra kedinin evde serbest dolaşmasını sağlayacak ortamı yaratmanız önemlidir.
Köpek, kediye karşı uysal ve olumlu davrandığında köpeği ödüllendirmek önemli bir noktada durmaktadır. Bu şekilde nasıl davranması gerektiğini kısa sürede, daha kolay kavrayacaktır.
Kedi geldikten sonra da köpeğinizle olan iletişiminizi ve ona karşı ilginizi sürdürmeniz, hatta arttırmanız, köpeğin kediyi kabullenmesine fayda sağlayacaktır.
Birbirlerini tam olarak kabullendiklerini tespit edene kadar iki hayvanı baş başa bırakmamaya özen göstermelisiniz.
KOOL DOG® değişikliklerin veya stresli durumların neden olduğu davranış bozukluklarını önemli ölçüde azaltır ve zamanla bu davranış bozukluklarının önüne geçer. Köpeğinizin güven duygusunu tazeleyerek kediyle karşılaşmalarında rahat olmasını sağlar.
Bazı türlerde bu alıştırma daha meşakkatli olurken, bazı türlerde daha zor olabilmektedir. Sıkıntı yaşadığınız durumlarda, kedi ve köpek birbirine nasıl alıştırılır konusunda profesyonel yardım alabilirsiniz.
Kedilerin tuvaletinin geldiğinin nasıl anlaşılacağı birçok kişi tarafından merak ediliyor. Kedi sahipleri ya da kedi sahiplenmeyi düşünen kişiler bunun nasıl olduğunu öğrenmeyi isteyebilir. Kedilerin tuvaleti olup olmadığını anlamak için yapılması gereken şey onların gözlemlenmesidir. Eğer kediler daha önce bir yere tuvaletini yapmış ise buranın kokusunu alırlar.
Yine tuvaleti geldiği zaman buranın kokusunu aldığı için aynı yere yapmayı ister. Aynı zamanda tuvaleti gelen kedilerin uygun bir köşe bulmaya çalışması da söz konusu olabilir. Kedilerde bu gibi durumlar olduğu zaman tuvaleti geldiğini anlamak mümkündür. Bunun haricinde kedilerin yaptığı hareketlerden tuvaleti olup olmadığını anlamak maalesef pek mümkün değildir.
Kedilerde Tuvalet Eğitimi
Kedilere tuvalet eğitimi verilmesi oldukça önemlidir. Kedi sahiplenildikten sonra eve alındığı an hemen tuvalet eğitimi verilmesi gerekir. Kedi tuvaletini kullanma ya da kum kabını kullanma konusunda gerekli eğitimler verilmelidir. Kedilerin tuvaletinin geldiği anlaşılırsa hayvanı alarak kum kabına yerleştirmek işe yarar. Sabah erken saatlerde ise kedinin yemekten sonra tuvalete götürülmesi gerekir.
Aynı şey gece yatmadan önce de yapılmalıdır. Bu sayede kedinin alışması sağlanarak tuvalet eğitimi verilmiş olur. Kedi duruma alışana ve artık kendi başına tuvalete gidene kadar bu hareketin yapılması gerekiyor. Genel olarak 1 hafta içerisinde kediler tuvalete alışır ve eğitim tamamlanır. Eğitim için kedinin yaşlı veya yavru olması gibi bir durum söz konusu değildir. Her kediye tuvalet eğitimi eve alınır alınmaz verilmelidir.
Yavru Kedilerde Tuvalet Eğitimi
Kedilerde her yaşta tuvalet eğitimi verilebilmesine karşın yavru kedilerde daha kolay bir şekilde veriliyor. Çünkü bu kediler öğrenmeye daha açıktır. Yavru kediyi eve aldığınız zaman kısa bir sürede tuvalet alışkanlığı edinmesini sağlamak mümkündür. Kediyi kuma bırakarak kumu karıştırmanız ve bunu kediye göstermeniz yeterlidir. Kedi, kumu kazmayı öğrendikten sonra onu bırakarak kuma kendi kokusunu vermesini sağlayabilirsiniz.
Böylece kedi kuma alışır ve tuvaletini oraya yapmaya başlar. Kedi kuma alıştıktan sonra ona mama ve su vermek önemlidir. Mamadan yarım saat sonra kuma götürerek tuvaletini oraya yapmasını sağlayabilirsiniz. Yavru kedi, tuvaletini kuma yapamaz ise bir daha karıştırarak ona göstermeniz gerekebilir. Bu şekilde yavru kedilerin tuvalet eğitimi alması sağlanabilir.
Kedinin Tuvaleti Geldiği Anlaşılırsa Ne Yapılmalıdır?
Kedilerin tuvaleti geldiği anlaşılırsa onu kuma ya da kedi tuvaletine götürmek gerekebilir. Eğer kedi tuvalet eğitimi almışsa ve kendi başına tuvaletini yapmaya alışmışsa herhangi bir şey yapmanıza gerek yoktur. Kedi zaten kendisi kuma giderek tuvaletini yapacaktır. Ancak eğitim almamışsa alışana kadar kuma götürmek ve ona yardımcı olmak önemlidir.
Kedi alıştığı zaman her tuvaleti geldiğinde kuma giderek tuvaletini yapar. Kediler genel olarak kumlarını temizlemez. Bu nedenle sizlerin kedi kumunu temizlemesi gerekir. Kedi tuvaletini de ortalama olarak hafta 1 defa temizlemek, dezenfekte etmek önemlidir. Bu sayede daha rahat bir kedi tuvaleti oluşturulur. Tuvaletin büyük olması da kediler için avantaj sağlar. Çünkü bu hayvanlar rahat hareket ettikleri zaman tuvaletini daha kolay bir şekilde yapar ve oraya alışması kolaylaşır.
Kedilerin Tuvaletini Yaptığı Kumlar Ne Zaman Değiştirilmelidir?
Kedilerin tuvaletini yaptığı kumlar belirli aralıklar ile değiştirilmelidir. Böylece kediler kendini daha rahat hisseder. Genel olarak 3 haftada bir değişim yapılması önemlidir. Aynı zamanda günlük olarak topaklanmış kumun ve dışkıların da alınması gerekir. Kumun temiz olması daha iyi olacaktır. Eğer bir hastalık ya da parazit gibi bir durum söz konusuysa veteriner hekimin önerdiği aralıklarla kumun değişmesi doğru olacaktır.
Kediler sahiplerine sadık olmalarının yanı sıra oldukça da eğlenceli canlı türleri arasında yer alırlar. Doğaları gereği oynarken, ya da sizin fark etmeden yaptığınız hareketleri doğadaki yaşantılarıyla bağdaştırıp bu hareketleri sizin amacınızdan farklı algıladığında, zaman zaman ısırmaları ile beraber tırmalama huyları ortaya çıkabilir. Bu yazımızda sizlere “kediler neden tırmalar?” sorusuna cevaplar vereceğiz.
Kediler agresif hareketler sergiledikleri zamanlarda tırmalama eylemi içerisine girebilirler. Tırmalama durumumun ortaya çıkması, kedilerin sağlığı açısından büyük bir öneme sahiptir. Kediler tırmalama eylemi ile vücutlarının tamamında germe ve sırt kaslarında oluşan gerginliği en aza indirme avantajını elde ederler. Ayrıca kediler tırmalama işlemleri ile pençelerinin dış katmanlarında sergiledikleri enerjiyi artırırlar. Böylelikle pençelerinin alt kısımlarında bulunan keskin katmanlar ortaya çıkar. Kediler, ellerine geçirmiş oldukları herhangi bir oyuncakta tırmala içgüdülerini daha çok geliştirirler.
Kediler Tırmalama Huylarından Nasıl Vazgeçer?
Kediler zaman zaman birçok nedene bağlı olarak tırmalar. Bu anlamda kediler içgüdüsel olarak alanını işaretleme amaçlı veya yine içgüdüsel olarak tırnaklarını törpüleme amaçlı tırmalama eylemi içerisine girebilirler. Kedilerin tırmalama huyundan vazgeçirmek oldukça güçtür. Ayrıca tırmalama huylarından vazgeçirmek, kedilerin sağlığı açısından da doğru bir alternatif değildir.
Kedilerde tırmalama özellikle ev içerisinde bulunan eşyalardan dolayı sahibi açısından hoş olmayan durumlar ortaya çıkarabilir. Kedilerin tırmalamasından kaynaklı olarak eşyaların deforme olması, ev içerisinde bulunanların huzurunu kaçırır. Bu neden ile tırmalama huyunun en aza indirilmesi ve ev içerisinde eşyaların zarar görmemesi için bazı alternatifler veya kediler için özel olarak üretilen alternatifler değerlendirilebilir.
Kedilerin Tırmalaması İçin Uygun Eşyalar Nelerdir?
Kedilerin tırmalama zamanlarında zararı en aza indirmek için tırmalama işlemi için üretilen parçalar pet shoplar tarafından alıcısına ulaştırılır. Tırmalama döneminde olan kediye alternatif sağlamak için öncelikle tırmalama tahtası/ağacı en ideal seçimdir. Tırmalama tahtası/ağacı alırken, kedinin yaşı büyük bir önem taşıdığından, yetişkin ve egzersiz yapan bir kedi için sağlam bir tırmalama ağacı alınmalıdır.
Tırlama tahtası/ağacı, kedinin normal olarak tırmalamış olduğu yerin yakın bir bölgesine yerleştirilmeli ve kedi tırmalamış olduğu yer yerine tırmalama tahtasını/ağacını seçtiğinde ödül bisküvisi/maması ile ödüllendirilmelidir.
Kediler Tırnaklarını Neden Tırmalar?
Kediler için tırmalama bölgeyi belirlemenin en doğal yöntemleri arasında yer alır. Kediler tırmalama işlemleri sonrasında oldukça etkili bir esneme hareketi kazanırlar. Tırmalama hareketlerini yalnızca eşyalara karşı değil kendi tırnaklarına karşı da yaparlar. Böylelikle tırnaklarının daha sivri ve keskin olmasını sağlarlar. Ayrıca tırmalama ile bırakacakları fiziksel işaretlerin yanı sıra hormonal salgılar/feromonlar da üretilir.
Tırmalama Alanını Nasıl Değiştiririz?
Öncelikle tırmalanmasını istemediğimiz bölgeyi temizliyoruz. Temizleme işleminde koku gidericilerden veya doğal sabunlardan yararlanabiliriz. Böylelikle eşyalardan kedilerin pati ile bıraktıkları ”bölge mesajlarını” temizliyoruz.
Kool Kat Home Spreyi temizlediğimiz alana sıkıyoruz. Kedilere ”mutluluk” ve ”güven” sinyalleri vererek tırmalamasını önlüyoruz. Gerekli oldukça spreyi kullanmaya devam ediyoruz.
Tırmalama kedilerin doğasında bulunduğu için mutlaka tırlama tahtası alıyoruz. Tırlama tahtasını kedinin eski tırmalama alanına yakın yerleştiriyoruz.
Parazitleri herhangi bir canlıya bağımlı olarak yaşamını sürdüren ve ihtiyaçlarını üzerinde bulunduğu canlıdan karşıladığı için bu sırada çeşitli hastalıkları ona taşıyabilen mikroorganizmalar olarak tanımlayabiliriz. Üzerinde yaşadığı canlının besinlerine ortak olan parazitler bu şekilde yaşamlarını sürdürürler. Böylelikle canlının hastalanmasına ve bitkin düşmesine neden olurlar.
En yaygın görülen ve bulunduğu canlıya hali hazırda taşıyor oldukları mikroorganizmaları bulaştırabilecek olan dış parazitler:
Pireler: Genellikle siyah renge sahip pireler gözle görülebilir. Çok hızlı şekilde hareket ederler. Hızlı hareketlerin yanı sıra sıçrama kabiliyetleri de vardır. Toplamda 30 gün yaşamlarını sürdürebilirler. Bulundukları konakçıda üreyebilir ve yumurtalarını bırakabilirler. Nemli ve karanlık ortamları seven pireler genellikle ormanlık, otluk ve çalılık gibi alanlarda yoğun bir şekilde bulunurlar. Köpek ve kedilerinizi dışarı çıkardığınızda minik dostlarınız, pirelerin bir konakçısı olurlar. Genellikle bulunması zordur. Kulak çevresi, koltuk altı, boyun ve kasık bölgelerinde gözlemlenebilirler. Vücuttaki kanı emerek beslenen pireler taşıdıkları kan parazitlerini konakçıya bulaştırabilir, fark edilmedikleri zaman minik dostlarınızda belirli ve kalıcı hastalıklara da sebep olabilirler.
Keneler: Keneler de yine pireler gibi hayvanlarınızda birçok hastalığa sebep olabilecek ektoparazitlerdir. Yine hayvanlarınızın vücutlarında gözle görülebilir bir şekilde yer alırlar. Kenelerin ağızlarında çengelli bir yapı bulunmaktadır. Hayvanlarınızın vücuduna yerleştiği zaman çengellerini derilerine geçirirler ve bu nedenle el ile hareket ettirmek çok tehlikeli ve neredeyse imkansızdır. Deri üzerinde tespit edildiğinde eğer el yardımıyla tutup çekilirse kafaları içerde kalır. Bu durum da hayvanınızın derisinde apseye sebep olur. Yine keneler de gölgelik ve nemli olan otlarda, toprakta ve ağaçlarda yer alırlar. Keneler özellikle köpeklerde görülen “Lyme” hastalığını bulaştırdıkları gibi, çeşitli türleri daha farklı hayati riskler barındıran hastalıklara da taşıyıcılık edebilir.
Bitler: Isırıcı bitler ve Emici bitler olmak üzere iki farklı türü vardır. İki tür de genellikle tımarsız ve bakımsız hayvanlarda daha yaygın bir şekilde görülmektedir. Hayvanların boyun, baş ve sırt bölgelerinde yaygın olarak görülür. Kıllar arasında rahatlıkla fark edilirler. Konuk olarak hayvanların derideki lezyonlarını ve deri döküntülerini tercih ederler. Bu şekilde beslenirler. Hayvanlardan insanlara geçmezler.
Emici bitler daha yaygın olarak görülmektedir. Kan emerek hayatlarına devam ederler. Üreme hızları oldukça yüksektir. Genç olan köpeklerde ve genellikle uzun tüyleri sahip köpeklerde daha yaygın şekilde görülürler. Sayı olarak oldukça fazla olmalarından kaynaklı; gelişme geriliği, anemi, az ya da çok kaşıntı, zayıflama kıl dökülmeleri ve hafif deri lezyonlarına sebep olurlar.
Uyuz etkenleri: Sarcoptes, Demodex ve Otodectes en sık görülen uyuz türleridir. Sarcoptes ve Demodex deriye yerleşir. Otodectes ise kulak uyuzudur. Genel olarak tüm türleri kaşıntı ve lezyonlarla seyreder. Tedavisi oldukça zor, inatçı etkenlerdir. Uyuzla birlikte genelde sekonder bakteriyel lezyonlara da sebebiyet verebilirler.
Dış Parazit Nedenleri
Dış parazit ilaçlamaları (dış parazit aşısı da denir ama esasen rutin bir ilaçlamadır) tam olmayan ve diğer hayvanlarla teması bulunan kedi ve köpeklerde dış parazit daha yaygın şekilde görülebilmektedir. Parazitler başka hayvanların eşyalarını kullanma ve çeşitli mekanizmalar nedeni ile ortaya çıkabilir. Dış parazitin etkilerinin görüldüğü hayvanlardan, kendi hayvanlarınızı uzak tutarak; dış parazitin yayılma ve bulaşma ihtimalinin önüne geçebilirsiniz. Ayrıca köpeğinizi ya da kedinizi gezdirdiğiniz alanda bulunan dış parazit popülasyonlarının fazla olması durumunda sadece evcil hayvanınızı ilaçlamanız yeterli gelmeyebilir. Bu popülasyonun çok olduğu alanlarda etkene yönelik alan ilaçlaması da yapılmalıdır. Hayvanlarınızı sık sık taramak ve incelemek dış parazitin önüne geçmeniz için sizlere büyük olanak sağlayacaktır. Dış parazite sahip hayvanların hangi belirtiler gösterdiğini bilmek siz hayvan sahipleri için oldukça önemlidir.
Dış Parazit Belirtileri
Dış parazite sahip hayvanlarda kaşınma belirtisi yoğun olarak görülmektedir. Hatta yoğun kaşınmadan kaynaklı hayvanların kaşıdıkları bölgelerinde tüy dökülmeleri ve deride lezyonlar da rastlanan diğer belirtiler arasında yer almaktadır. Tüylerin arasına gizlenmiş dış parazitler gözle görülür parazit çeşidi oldukları İçin kolaylıkla fark edilirler. Hayvanlarda yorgunluk, halsizlik, ishal, kusma ve bunun gibi belirtiler de görülebilir.
Su, tüm canlılar için gereklidir. Köpeklerde ve kedilerde su tüketimi nasıl olmalıdır sorusu sıklıkla merak edilir. Yeterli miktarda su içmek hem köpekler hem de kedilerin sağlığı için hayati önem taşır. Köpek ve kedilerin vücudunun %70’i sudan oluşuyor. Vücutta gerçekleşen her kimyasal işlem için su gerekliliktir. Tüm canlılarda olduğu gibi köpek ve kedilerde de su en önemli besindir.
Akciğerlerdeki havayı nemlendiren, kan dolaşımındaki oksijen ve besinleri hücrelere taşıyan su, aynı zamanda vücut sıcaklığının düzenlenmesine de yardımcı olur. Vücuttaki atıkların atılmasına yardımcı olurken aynı zamanda sinir sistemi işlevini de destekler.
Kedi ve köpekler günlük su ihtiyaçlarını çeşitli yollarla karşılamaktadırlar. Bunun en yaygın yöntemi ise su tüketimidir. Fakat ıslak mama yiyenler için su tüketimi biraz daha az olabilir. Çünkü ıslak mamalar, kuru mamalardan daha yüksek bir nem içeriğine sahiptir.
Evcil hayvanınızın ne kadar su tükettiğini nasıl anlarsınız? Sabahları evcil hayvanınızın su kabına ne kadar su koyduğunuzu ölçerek koyun. Bütün gün suya sürekli olarak erimesine izin verin ve evcil hayvan kâseyi boşaltırsa tekrar doldurun (ancak ne kadar su eklediğinizi ölçün). Günün sonunda, tabakta kalan miktarı ölçün. Evcil hayvanınızın ortalama ne kadar su içtiğini öğrenmek için bunu birkaç gün veya bir hafta boyunca yapın. Böylece ortalama olarak haftada ya da günde ne kadar su içtiğini takip etmiş olacaksınız. Eğer birden fazla evcil hayvanınız varsa ve bir tanesinin su tüketimini ölçmeniz gerekiyorsa su kabını diğerlerinden ayırabilirsiniz.
Köpekler Ne Kadar Su İçmeli?
Köpeklerde su ihtiyacı vücut ağırlığına göre dolayısı ile ırklara göre de değişiklik gösterir. Genel olarak normal bir sıcaklık ve nem ortamında orta nitelikte egzersiz yapan bir köpeğin günde yaklaşık 1-2 litre su içmesi gerekmektedir. Özellikle evcil köpekler sürekli olarak kuru mama ile beslendiği için taze ve serin suya olan ihtiyaçları yüksektir.
Bununla beraber çok sık idrarını yapmak ve çok fazla su içmek bir köpekte altta yatan tıbbi bir durumun da işareti olabilir. Özellikle şeker hastalığı, böbrek hastalığı, karaciğer, ateş ve enfeksiyon gibi hormonal bozukluklar çok fazla su içmesine neden olabilir. Bazı ilaçlar da susuzluğun artmasına sebep olur. Eğer evcil köpeğinizin normal zamanlarından daha fazla su içmeye başladığını fark ederseniz hemen bir veteriner hekim randevusu ayarlamanız gerekebilir.
Kediler Ne Kadar Su İçmeli?
Kediler normal şartlar altında gün içerisinde tükettiği kuru mama miktarının 4-5 katı kadar su tüketir. Yani günde ortalama 50 gr kuru mama yiyen bir kedi en az 200-250 ml su tüketmelidir. Tıpkı köpeklerde olduğu gibi evcil kedinizde de sık sık su içtiğini ve çok sık tuvalete gittiğini gözlemlerseniz bir veteriner hekim ziyareti yapmanız gerekebilir.
Yeterince su tüketmemiş bir köpek ya da kedi uyuşuk olabilir, gözleri donuk görünebilir, tükürükleri yapışkan ve diş etleri daha koyu olabilir. Böbrekleri sağlam çalışıyorsa susuz kalmış bir köpek ya da kedinin idrarı kötü kokar ve koyu sarı renktedir. Bununla beraber böbrek hastalığına sahip bir kedi ya da köpeğiniz varsa idrarı susuz kalsa bile açık renkte olabilir.
Özellikle kediler kimi zaman yeterince su içmezler. Bunun için farklı şeyler deneyebilirsiniz. Örneğin su kabının yerini değiştirebilir ya da şelaleli su kaplarından kullanabilirsiniz. Köpekler için ise ödül yöntemi kullanabilirsiniz. Köpeğinizi suyunu içtikten sonra “aferin” gibi sözcüklerle ödüllendirebilirsiniz.
Kediler evlerimizin neşe kaynağıdır. Sevimli olan kedi dostlarımız son derece de hassastırlar. Yani kediler diğer hayvanlara göre daha kısa sürede hastalanıp, halsiz düşebilirler. Kedilerde en yaygın görülen hastalıklardan biri de hiç kuşkusuz mantar enfeksiyonlarıdır.
Tüm kedi cinslerinde ortaya çıkan başlıca hastalıklardan biri olan mantar enfeksiyonu için kedi sahiplerinin daha duyarlı ve daha bilinçli davranmaları gerekmektedir. Çünkü mantar enfeksiyonlarının da kendi içerisinde çeşitleri mevcuttur. Yani bazı enfeksiyonlar kedilerin derilerinde görülürken, bazı mantar enfeksiyonları kedilerin direkt bağışıklık sistemine zarar vererek sevimli dostlarımızın vücutlarının hastalıklara açık hale gelmesine sebebiyet vermektedir. Bu nedenle kedi sahiplerinin “kedilerde mantar enfeksiyonu belirtileri nelerdir?” sorusunun cevabını bilmelerinde fayda vardır.
Kedilerde Mantar Enfeksiyonu Belirtileri
Kedinizin bakımını her ne kadar önem verseniz bile bazı dönemlerde bağışıklık sistemleri düşebilir. Özellikle mevsim geçişlerinde kedi beslenmelerine daha fazla özen gösterilmesi gerekir. Çünkü bu dönemde mantar enfeksiyonuna yakalanma riskleri ve diğer hastalıklara karşı daha duyarlı olma riskleri fazladır. Bu nedenle kedilerde mantar enfeksiyonu belirtileri nelerdir? gibi sorular sıklıkla sorulmaktadır.
1. Ciltte Kızarıklık
Kedilerin göz, burun çevresinde ve karın bölgesinde kızarıklıklar daha fazla görülür. Ayrıca kedinizi tararken, derilerinde kızarıklık gördüğünüz anda mantar enfeksiyonunu göz önüne alıp, hemen muayeneye götürmeniz tavsiye edilir. Kedilerin derilerinde oluşan kızarıklar, dostlarımızı rahatsız ederken, sürekli kaşınmalarına da neden olur.
2. Tüylerde Aşırı Dökülme
Dönem dönem kedilerde tüy dökülmesi görülür ve bu oldukça normal bir durumdur. Ancak kediniz her zamankinden daha fazla tüy döküyorsa mantar enfeksiyonunu mutlaka göz önüne alarak hemen bir veteriner hekime başvurmanız gerekebilir. Mantar enfeksiyonu nedeniyle kedilerde tüy dökülmeleri, bölgesel olarak daha fazla görülmektedir. Kedilerin kulak arkasında ve sırt bölgesinde tüyler daha sık dökülür.
3. Deride Pul Pul Dökülme
Daha çok ilerlemiş mantar enfeksiyonlarında deride pul pul dökülme gibi sorunlar gözlemlenebilir. Özellikle tüylerin döküldüğü bölgelerde deride pullanma, kızarıklık, sulanma ve kaşıntı gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır.
4. Kedilerde Ortaya Çıkan Kötü Koku
Mantar enfeksiyonuna bağlı olarak, deride kötü kokular meydana gelebilir. Bu durumda kedilerin temizliğine dikkat etmeniz en önemli faktör olarak karşımıza çıkar.
5. Halsizlik
Mantar enfeksiyonları sadece deri bölgesini etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda kedilerin bağışıklık sisteminin zayıflamasına da neden olur. Bağışıklık sistemi düşen kedilerde halsizlik, zayıflama ve sürekli uyuma gibi durumlar görülmektedir.
6. Kaşıntı
Mantar enfeksiyonunun getirdiği sorunlardan biri de kaşıntıdır. Deride kızarıklık ve pul pul dökülmeye bağlı olarak, kaşıntı görülür. Eğer kediniz sürekli olarak kaşınıyorsa ve kaşınılan bölgelerde kanama meydana geliyorsa mantar enfeksiyonları ilerlemiş olabilir. Bu nedenle hemen tedavi sürecinin başlatılmasında fayda vardır.
Kedileri Mantar Enfeksiyondan Nasıl Koruyabiliriz?
Evcil hayvanlarımızdan birisi olan kedileri mantar enfeksiyonundan korumak mümkündür. Kedinizin bulunduğu ortamın hijyenik olması, yemek kabının düzenli olarak temizlenmesi, tuvalet alışkanlığının öğretilmesi en temel önlemler arasında yer almaktadır. Ayrıca evcil hayvanınızın yaşam alanının sirkeli su ile düzenli olarak temizlenmesi olası bir enfeksiyonu da engelleyecektir.
Bunların yanı sıra kedilerin düzenli beslenmesi de enfeksiyonunun oluşmasını engelleyecektir. Viyo Imune ile hayvanınızın bağışıklığını geliştirerek destek olabilir ve mantar enfeksiyonundan korunmasına yardımcı olabilirsiniz.
Kedilerde Mantar Enfeksiyonunun Tedavisi
Kedilerde meydana gelen mantar enfeksiyonunun tedavisi için mutlaka bir veteriner hekime başvurmanız gerekir. Bu sayede doğru tedavi yöntemi ve etkili ilaç kullanımı ile bu sorun çok kısa bir süre içinde ortadan kalkacaktır. Mantar enfeksiyonu için klinik tedavilerinin yanında evde de yapmanız gereken bazı uygulamalar mevcuttur. Bunlardan bir kaçı ise; kedilerin vücut temizliğine dikkat etmek, sağlıklı beslenmelerini sağlamak, ilaçları zamanında ve tam doz olarak vermektir.
Günümüzde orman yangınları felaketiyle beraber sık sık rastladığımız evcil ya da yaban hayvanlarındaki vakalar bizleri de neler yapabileceğimize dair düşünmeye sevk etmiştir. Bu yazımızda sizlere kedi ve köpeklerde yanıklar, yanık tedavisinde yapılması gerekenler hakkında bilgiler vereceğiz.
Kedi ve köpeklerde yanık tedavisi için ilk müdahale oldukça önemlidir. Yanık cildin üzerindeki bir yaralanma türüdür. Hastalarda en sık görülen yanık türleri; ısı kaynaklı termal yanıklar, halı gibi ipli eşyaların sürekli cilde sürtünmesinden kaynaklı mekanik yanıklar ve kostik, benzin gibi maddelerden dolayı gelişen kimyasal yanıklar.
Yanıkların Sınıflandırılması
Kedi ve köpeklerde yanık sınıflandırması cildin katmanının etkilendiği dereceye göre belirlenmektedir.
1. Derece Yanıklar: Derinin 1.katı (epidermis) yanmıştır. Kuru, hafif ve ödemli yanık türüdür.
2. Derece Yanıklar: Derinin 1.katı (epidermis) ve 2.katı (dermis) yanmıştır. Deride kabarcıklar oluşmuş olabilir.
3. Derece Yanıklar: Tüm deri katmanlarını kapsar hatta sinir uçları bile bazı durumlarda hasar görür. Deride renk değişimi, his kaybı şekillenebilir.
Yanık tedavisi yanığın derecesine bağlı olarak değişecektir. Hafif yanıklar genellikle herhangi bir tanı testine gerek kalmadan semptomatik olarak tedavi edilebilir. Yanık durumunda bir evcil hayvan sahibinin yapabileceği en iyi şey, hayvanı en kısa zamanda bir veteriner hekime götürmektir. Yanıklarda sadece cilt lekesi, önemsiz gibi görünen bir yer hızla ölü dokuya dönüşebilir. Bu da ağrılı bir süreçtir ve enfeksiyon riski de vardır. Bu nedenle herhangi bir yanık riskinde veteriner hekimin muayenesi gereklidir.
Her yanık türü farklı bir tedavi yöntemi gerektirir. Örneğin kimyasal yanıklara su uygulaması daha kötü bir hale getirirken termal yanıklarda hafif su tutmak iyi gelir. Bu nedenle veterinere yanık türü hakkında bilgi verilmelidir.
Özellikle banyodan sonra saç kurutma makinesiyle evcil hayvanınızı kuruturken istemeden yakabilirsiniz. Bu nedenle önce havluyla kurulama ardından ılık bir günse güneşte kurumasına izin verme en iyi yöntemdir. Kedi ve köpek kuruturken fön makinesinin soğuk ayarında kurutmak önemlidir. Kimi hayvanlar güneşe karşı da oldukça hassastır. Bu nedenle çok sıcak yaz günlerinde fazla güneşe maruz bırakmamak gerekmektedir.
Evcil hayvan yanıkları riski söz konusu olduğunda, zaman çok önemli hale gelir. Böyle durumlarda evcil hayvanınız için yapabileceğiniz en iyi şey, mümkün olan en kısa sürede bir veteriner hekime götürmek olacaktır.
Ync Wound Cure ile yanık bölgesinde hızlı iyileşme sağlanabilir.
Ync Wound Cure yanık bölgelerde enfeksiyon riskini azaltmak ve iltihabı önlemek için kullanılabilir. Ayrıca, anti-inflamatuar özellikleri sayesinde yanık bölgelerde tahrişi azaltmaya yardımcı olabilir. Koruyucu ve yatıştırıcı özelliklere sahiptir. Yanık bölgelerde cildin korunmasına yardımcı olabilir ve iyileşme sürecini destekleyebilir.